05510681794

NATUREL GLOBE

Naturel Globe doğal yaşamı destekleyen ürünleri ile sağlıklı bir yaşam sürebilmeniz adına geliştirdiği ürünleri, çocuk yaşlı her yaşın kullanabileceği, her birisi şifa deposu olarak özenle hazırlanıp siz değerli müşterilerimize ulaştırılmaktadır.
Özellikleri İnceleyin Ürünlerimizi inceleyin
about1

Ürün Özellikleri, İçerik

Ürünlerimize Ait Genel Özellikleri yan tarafta sizler için sıraladık.

NATUREL GLOBE AMON'RA(GENÇLİK İKSİRİ)
 Naturel Globe Amon Ra’ nın içeriğini yaban mersini, kantaron, büyük kırlangıç otu, zencefil, zerdeçal, üzerlik bitkisi, biberiye, papatya, enginar,   hindiba,   deve dikeni, civanperçem vb. bitkiler oluşturmaktadır. Büyük bir özenle araştırılarak, birbirleriyle denge ve sinerji oluşturacak özgün   bir teknoloji ile   biraraya getirilmiş sözkonusu bitkiler, geleneksel ve günümüz tamamlayıcı tıp tarafından kullanılmaktadır.

NATUREL GLOBE ARTEMİSİA


Naturel Globe Artemisia’ nın gerçekten az bulunur düzeyde ilginç bir ürün olduğu söylenebilir. Ürünün içeriğini, artemisia absinthium (pelin otu), zerdeçal, zencefil,reishi mantarı, spriluna, propolis oluşturmaktadır.

NATUREL GLOBE HORUS'UN GÖZÜ, 63/64

Naturel Globe Horus'un Gözü içeriğini çam kozalağı,üzerlik otu ve su kamışı (kargı) oluşturmaktadır.

NATUREL GLOBE MİNERAL

Himalaya tuzundan üretilmiş organik potasyum, kalsiyum, selenyumile birlikte 84 elementçe zengin bir üründür. 1 bardak içme suyuna 2-3 damla ilave edildiğinde suyun pH'ını yükseltir ve alkali mineralce zengin bir suya dönüştürür.

NATUREL GLOBE KÖK ŞURUBU

Ürünümüzün içerisindeki bitki ve maddeler, bir denge içerisinde, sinerji oluşturacak biçimde biraraya getirilmiştir.
Ürünün içeriği, Censiyan, hazanbel, melekotu, safran, mukul, zencefil, zerdeçal, çam sakızı, sarı sabır, lavanta, mürsafi, ravend çini, deve dikeni, üzerlik, sinameki, tarçın, kakule, kafur, çakşır kökü, kantaron, besbase, amber, keçiboynuzu, çakşıreğir kökü, çoban çantası, çoban çökerten, mersin yaprağı, karabaş, polen, ısırgan, propolis, zeytin yaprağı, civan perçemi, pelin, altın otu, böğürtlen kökü, ekinezya, kırkkilit, lavanta, rezene, anason vd. bitki ve besinlerden oluşmaktadır.
 

{galeriust}{galerialt}

Sıkça Sorulan Sorular


Filozof Descartes, bu cisim için ruh ve bedenin birleştiği yer diyor ve bu cisim beynimizin tam ortasında. İsmi epifiz bezi yani üçüncü göz yada kalp gözü. Epifiz bezi neredeyse göz ile birebir aynı, retinası bile var ve göz gibi ışığa duyarlı. Fakat farklı olarak epifiz bezi, kapalı zifiri karanlıkta olmasına rağmen, ışığı algılayabiliyor. Horusun Gözü, epifiz bezinin olduğu bölümün birebir aynısıdır. Şekli gözümüz gibi yuvarlaktır. Bir tarafı açık olan bu organın içinde ışığın odaklanmasına yarayan bir mercek vardır. İçi boştur ve içinde renk alıcıları vardır. Her ne kadar henüz bilimsel olarak ispat edilememişse de, öncelikli görüş alanı yukarıya, göklere doğrudur. Epifiz bezi hep evrene yukarıya bakmakta olup, yere, dünyaya doğru bakmaz.
Epifiz bezi 3 adet molekül salgılıyor :
1- MELETONİN :
Bu hormon en çok karanlıkta salgılanır ve bizi hastalıklardan korur. Dünyanın güneşin az olduğu yerlerinde kanser oranı 6 kat daha azdır. Çünkü oralarda epifiz bezimiz, meletonin hormonunu daha çok salgılayabiliyor. Ayrıca, görme engellilerinde normal insanlara göre kansere yakalanma oranı 24 kat daha azdır. Epifiz bezinde üretilen endojen olarak salgılanan bir indoleamin hormonu olan melatoninin, kolorektal kanser (CRC) dahil olmak üzere çeşitli kanser hücrelerinde apoptoz ve prooksidan etkilerin uyarılması dahil olmak üzere çeşitli mekanizmalarla anti-tümör etkisine sahip olduğu bilinmektedir. Demek ki epifiz bezimizi iyi beslemeli ve korumalıyız. Ancak hayatımızda bu bezin en büyük düşmanıyla yasıyoruz : Dişmacunu. Dişmacununun içindeki florur maddesi, epifiz bezinin kireçlenmesine ve işlevini yitirmesine neden oluyor. Bu da insanın boyun eğmesine, itaatkar kalmasına neden oluyor.
2- SERETONİN :
Halk arasında mutluluk hormonu olarak da bilinir. Fakat esas işlevi, insanı pisikolojik rahatsızlıklardan korumak, yani şizofreni, anksiyete(kaygı bozukluğu), panik atak gibi rahatsızlıklardan uzak kalabilmemiz için gerekli fonsiyonları sağlamaktadır.
3- DMT :
En gizemlisidir. Bilimin ona verdiği diğer isim, ruh molekülüdür. Çok gariptirki en çok doğum ve ölüm anında salgılanır.
Bu hormonlardan birtakım bitkilerde de vardır. Şamanların transa geçmek amacıyla öte alemle bağlantı kurmak için kaynatıp içtiği bitki ayahuasca, yoğun dmt içeren bir bitki. Kargı kamışı ve üzerlik çayı da bu hormonu salgılıyor. Üzerlik çayının antik medeniyetlerde, tapınaklarda rahipler tarafından tüketildiğini biliyoruz. Aynı zamanda Mevlana’ nın da bu çay ile ilgili birçok beyiti var. Örneğin, “üzerlik tohumu karanlığı örttü, gerçek göründü” demiştir. Bilindiği gibi epifiz bezi, karanlıkta görme ve algılama özelliklerine sahip olduğu için en çok geceleri ve ışıksız ortamlarda etkisini gösterir.
Beyin Epifizini nasıl kullanabiliriz?
Sezgileri, zekayı ve ruhsal aydınlanmayı doruk noktasında kullanabilmemiz için beyin epifizinizi harekete geçirmek şarttır. Antik kültürler ve mistikler tarafından genellikle “Üçüncü Göz” olarak adlandırılan epifiz, beynin merkezinde, sağ ve sol loblarının arasında bulunur ve serotonin, melatonin gibi sinir ileticileri üretmekten sorumludur. Tabii, beyin epifizinin, “Üçüncü Göz” olarak adlandırılmasının bir sebebi var. Beyinden ayrılıp incelendiğinde beyin epifizi, aslında tıpkı gözlerimiz gibi fotoreseptörler içerdiği ve aslında iki gözümüz yoluyla iletilen ışık tarafından aktif hale geldiği bulunmuştur. Gözlerimizle iletilen bu güneş ışığı, beyin epifizinin serotonin üretimini harekete geçirmekle kalmayıp epifiz bezine bulaşabilecek zararlı kimyasallardan kurtulma yeteneğini güçlendirmek için daha da çalışır. Beyin epifizi karanlık tarafından da uyarılır. Bu uyarılma sürecinde epifiz, melatonin salgılayarak uykuya dalmamıza yardımcı olur.
Güneş-> Serotonin Ay -> Melatonin
Beyin Epifizini Arındırma Yolları
Beyin epifizi doğal biyolojik yapımızın bir sonucu olarak, kan-beyin bariyeri ile korunmaz ve bu nedenle kan dolaşımına giren zararlı toksinlere karşı ek bir savunma mekanizması bulunmamaktadır. Sentetik florür ve sentetik kalsiyum gibi spesifik toksinler, beyin epifizinin sinir iletici üretme ve güneş, ay, yıldızlardan gelen ışık fotonlarını alabilme yeteneklerini zayıflatıyor. Ayrıca, sentetik florür ve sentetik kalsiyum ile organik florür ve organik kalsiyum arasındaki farkı ayırt edebilmek oldukça önemlidir. Organik gıdalar gibi bitki kaynaklarından alındıkları sürece, kalsiyum ve florür son derece sağlıklı minerallerdir. Fakat, endüstriyel işlemle sentetik olarak üretildiğinde ve musluk suyuna, vitamin takviyelerine, diş macunlarına ve diğer ürünlere ilave edildiğinde, bu sentetik minerallerin beyin epifizine ve vücuttaki birçok organa zararlı etkileri olduğu gösterilmiştir.
Beyin Epifizine Uygun Beslenme
Beyin epifizini hızlandırmaya ve arındırmaya yardımcı birçok besin bulunur. Beslenme programınızdaki organik bitki ve hayvan yüzdesini olabildiğince yüksek tutmalısınız. Organik beslenme, sizi böcek ilaçlarından, bitki ve mantar ilaçlarından, GDO’lardan ve fiziksel, ruhsal sağlığınızı alt üst edebilecek zararlı kimyasallarla dolu besinlerden uzak tutar.
Beyin epifizini özellikle destekleyen ve aktive eden gıdalar arasında zerdeçal eksratı, kakao çekirdeği, yeşil bitki ve sebzeler, doğada bulunan kaynak suları, reishi mantarı, çim suları, pancar ve elma sirkesi bulunur. Zeolit tentürleri, bentonit kili, organik MSM tozu ve monoatomik altın (ormus gold), çam kozalağı, üzerlik otu, su(kargı) kamışı beyin epifizini arındırılmasına ve aktive edilmesine yardımcı takviyelerdir.
Epifiz bezinin sağlıklı çalışması durumunda neler olur ?
  1. . Fiziksel güç ve enerji artar
  2. . Metabolizma düzenli çalışır
  3. . Bağışıklık sistemi güçlenir
  4. . Erken boşalma ortadan kalkar
  5. . Kansere yakalanma riski azalır
  6. . Kabızlık, böbrek, sindirim sorunları azalır
  7. . Astım ve alerji etkileri azalır
  8. . Zihinsel berraklık ve konstrasyon artar
  9. . Hafıza yükselir, ezber gücü artar
  10. . Sezgi ve hisler yükselir
  11. . Kalp gözü açılır
  12. . Maneviyata açılma ve frekans boyutuna geçiş sağlanır
    Kulağa düzenbazlık gibi geldiğini düşünebilirsiniz, ancak kimse, insanların gerçeklik algısı ile maneviyatları arasındaki büyük kopukluğu inkâr edemez. İnsanların çoğu, sınırlı bir süre için dünya üzerinde yaşayacak olan bedenler olduğu düşüncesinden bir türlü sıyrılamıyor. Beyin epifizimiz yardımıyla, aslında insanlığın geçici olarak insan tecrübesi yaşayan sonsuz enerjiden var olduğumuzu anlayabiliriz. Dünya uyanıyor ve çoğumuz, derinlerde sahip olduğumuz güçleri farkına varmaya ve anlamaya başlıyoruz.
    Beyin epifizinizi aktifleştirmeye bugün başlayın!
    İçinizde keşfedilmeyi bekleyen bilinçli kişiyi uyandırmanın vakti geldi de geçiyor!
    KAYNAKLAR / REFERANSLAR
    1. . http://www.riseearth.com/2011/12/foods-that-feed-pineal-gland.html
    2. . http://www.inspireactachieve.com/consciousness/discover-how-to-activate-thehidden-supernatural-powers-of-your-third-eye-the-pineal-gland/
    3. . https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/29970517
    4. . https://www.facebook.com/teslafizikkulubu/videos/388753464921032/?fref=mentions
SITMA İLE SAVAŞIR
Sıtma, sivrisinekler tarafından bulaşan insan kırmızı kan hücrelerini istila eden bir parazitten kaynaklanan bulaşıcı ciddi bir hastalıktır. Çin Geleneksel Tıp Akademisinden Tu Youyou, bu bitkiden elde edilen artemisinin maddesinin sıtmada kullanımı üzerine yaptığı çalışmayla 2015 Nobel Tıp Ödülüne layık görülmüştür. İsviçre’de faaliyet gösteren Tıbbi Bitkiler Araştırma Merkezi'nin (mediplant.ch) ana üretim denemeleri de bu bitki ile alakalıdır.
KANSER HÜCRELERİNİ ÖLDÜRÜR
Yapılan son araştırmalara göre Artemisia absinthium, göğüs kanseri hücrelerini de sıtmaya neden olan parazitlere benzer şekilde öldürebiliyor. Bununla birlikte meme kanseri olan kadınlar için doğal bir kanser tedavisi seçeneği olarak kullanılıyor. Sonuçlar oldukça etkileyici. Normal hücreler az bir değişiklik gösteriyor ve sadece birkaç normal hücre ölüyor. Ancak neredeyse tüm kanser hücreleri 16 saat içinde yokediliyor.
Artemisia’ nın, şu an sıtma tedavisi için Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu tarafından onaylı; kullanımı gayet kolay ve güvenli. Diğer tedavi yöntemlerine göre pahalı değil ve tüm kanser türleri üzerine etkili. Washington Üniversitesi’nden Henry Lai ve ekibi, hastalıklı hücreleri hedef alan ve kanser hücresinin demir iştahını kesen bir bileşen sentezlediler. Artemisia’ nın en harika yanı, normal hücrelere hasar vermeden, kanser hücrelerini seçerek yok edebilmesi. Artemisinin, tek başına, kanser hücrelerini öldürmede normal hücrelere kıyasla 100 kat daha seçici, 34.000 kat daha etkili.
Artemisia absinthium, Çin’de yüzyıllar önce, tedavi amacı ile kullanılıyordu. Tedavi, zamanla kayboldu ve tıbbi ilaçlar içeren antik bir el yazması sayesinde yeninden keşfedildi. Her sağlıklı hücre için 12.000 kanser hücresini öldürüyor.
2015 yılında yapılan bir çalışmada Artemisinin, demir ile birleştiğinde kanser hücrelerini öldürmede daha etkili olduğu ortaya çıkmıştır. Buna ek olarak, Washington Üniversitesi araştırmacıları, Artemisinin kanser hücrelerini hedeflerken normal hücrelerin yok edilmesini engelleyerek, mevcut kanserlerden belirli kanser hücrelerini öldürmede bin kat daha spesifik olduğunu buldular. Araştırmacılar, yaptıkları çalışmada Artemisinini kanser öldürücü bir bileşik olan kanser transferrine bağladılar. Sonuçlar lösemi hücrelerinin yok edildiğini ve beyaz kan hücrelerinin zarar görmediğini gösterdi
PARAZİTLERDEN KURTARIR
Artemisia bağırsak solucanlarını, özellikle iğne solucanları ve yuvarlak solucanları ortadan kaldırmak için kullanılır. İğne solucanlar, doğrudan insandan insana bulaşan yumurtalar ile görülen solucan enfeksiyonudur. Yuvarlak solucanlar veya iplik kurtları, insan bağırsaklarını da enfekte eden parazitlerdir. Yuvarlak solucanlar öksürük, nefes darlığı, karın ağrısı, bulantı, ishal, dışkıda kan, kilo kaybı ve kusmukta veya dışkıda kurt bulunmasına neden olabilirken, iğne solucanlar, anal bölgede aşırı kaşıntıya neden olabilir. Parazitler, sağlığımız için asla iyi ya da faydalı bir şey değildir. Ama çok şükür ki doğal ilaçlarla tedavi edilebilirler.
CROHN (SİNDİRİM KANALINDAKİ KRONİK İLTİHAPLANMA) HASTALIĞINI TEDAVİ EDER
Almanya’da yapılan bir çalışmada, Crohn hastalığından muzdarip halen sürekli bir steroid almak durumunda olan 40 hasta incelendi. Araştırmacılar; Crohn hastalığının semptomlarında steroidlerin azalmasına rağmen Artemisia verilen 18 hastada % 90 oranında düzenli bir iyileşmenin olduğunu tespit ettiler. Sekiz hafta süren Artemisia absinthium tedavisinden sonra, plasebo grubundaki, 13 hastada semptomların % 65 oranında azaldığı gözlendi. Bu azalma, 20 haftalık sürecin 12 haftası boyunca, yani gözlem döneminin sonuna kadar sürdü ve Crohn hastalığının tedavisinde steroidlerin kullanılmasına gerek olmadığı görüldü. Sonuçlar, Crohn hastalığı olan hastalarda steroid ihtiyacını azaltma veya ortadan kaldırma hususunda gerçekten etkileyici ve Artemisia’ nın bu konudaki etkisi de ciddi anlamda düşündürücüdür. Bunlara ek olarak sonuçlar; Artemisia’ nın, ruh hali ve yaşam kalitesi üzerinde de pozitif etkilere sahip olduğunu göstermektedir
ANTİMİKROBİYAL VE ANTİFUNGAL ÖZELLİKLERİ İÇERİR
Artemisia, E. coli (sağlıksız kırmızı et kaynaklı parazit oluşmasıyla ortaya çıkan, böbreklere, bağırsaklara ve beyne zarar veren bir hastalık) ve salmonella (zehirleyici bir mikrop) da dahil olmak üzere çeşitli bakteri türlerine karşı geniş bir antimikrobiyal aktivite gösterir. Artemisia’ nın sadece bakterileri öldürmekle kalmadığı, aynı zamanda zararlı mantarları öldürdüğü tespit edilmiştir. Artemisia absinthium, çok geniş bir yelpazede test edilen pek çok mantar türünün büyümesini engellemektedir. Testler sırasında antioksidan özellikler de göstermiştir. Planta Medica’da yayınlanan bir başka araştırmada Artemisia absinthium özünün, Candida albicans’ın (insanlarda oral ve vajinal enfeksiyonlara sebep olan bir mantar türü) büyümesini engellediği de tespit edilmişti. Aslında bu; ağızda, bağırsak yolunda ve vajinalarda bulunan en yaygın maya enfeksiyon türüdür ve ciltteki zarları olumsuz etkileyebilir. Bu bakımdan Candida albicans, her türlü yaygın ve hiç istenmeyen olumsuz etkilere sebep olabilir.
SIBO’YA (İNCE BAĞIRSAKTA ZARARLI BAKTERİ OLUŞMASI) KARŞI ETKİLİDİR
Birçok kişi gastrointestinal sağlık (bağırsak sağlığı) ile ilgili sorunlar söz konusu olduğunda doğal sebepler ve alternatif tedavilere yönelirler. Araştırmalar, Artemisia absinthium vb. gibi bitkisel ilaçların, ince bağırsağın bakteriyel olarak aşırı büyümesinin engellenmesinde veya SIBO semptomlarıyla savaşmada etkili olduğunu gösteriyor. Ayrıca Artemisia absinthium ile yapılan bitkisel tedavinin, rifaksimine yanıt vermeyen hastalar için de, üçlü antibiyotik tedavisi kadar etkili olduğu tespit edilmiştir.
KAYNAKLAR / REFERANSLAR
  • 1. http://www.cosmicscientist.com/this-little-known-chinese-herb-kills-12000-cancer-cells-for-everyhealthy-cell/
  • 2. https://www.aysetolga.com/pelin-otu-parazit-olduren-kanserle-savasan-super-bitki
  • 3. http://www.nazimtanrikulu.com/?Syf=26&Syz=525919&/Nobel-%C3%96d%C3%BCll%C3%BC-Bitki:Peygambers%C3%BCp%C3%BCrgesi
  • 4. https://www.britannica.com/science/artemisinin, Kara Rogers
  • 5. https://pubchem.ncbi.nlm.nih.gov/compound/artemisinin#section=Top
  • 6. https://www.healthline.com/health/artemisinin-cancer
  • 7. https://www.sciencedirect.com/topics/neuroscience/artemisinin
  • Su insan hayatı için oksijenden sonra gelen en önemli yaşam kaynağıdır ve beslenmemizin vazgeçilmez unsurudur. İnsan yemeden haftalarca canlılığını sürdürmesine karşın susuzluk durumunda ancak birkaç gün yaşayabilir.
    Yetişkin bir insanın vücut ağırlığının %60-%70’i sudur. Bu oran yaşa, cinse, kiloya, fiziksel aktiviteye bağlı olarak değişebilir. Yaş ilerledikçe vücut yağ oranı artacağından su oranı yükselir. Zayıf olanlarda su oranı kilolulara göre daha fazladır. Su oranı embriyoda %95, bebeklerde %80, çocuklarda %75, yetişkinlerde %70 ve yaşlılarda yaklaşık %50 civarındadır.
    Su içilerek veya besinlerle birlikte vücuda alınır. Sindirim sisteminde emildikten sonra kana karışır. Kan içerisinde vücuda dağılır. Kılcal damarlardan dokular arasına oradan da hücreye girerek bazı kimyasal reaksiyonlara katılır. Daha sonra tekrar hücrelerden dokular arasına geçer ve kana karışır. Kan yoluyla böbreklere giderek bir kısmı idrarla dışarı atılır. Diğer bir kısmı ise deri, solunum ve sindirim sistemi vasıtası ile vücuttan atılır.
    Suyun vücuda alınımı ve atılımı bir denge içerisinde olmalıdır. Bu denge bozulduğunda sağlık sorunları ortaya çıkar. Neden mineralce zengin antioksidan su içmeliyiz sorusunun cevabı burada ortaya çıkar. Vücuttan su atılımı ile birlikte birçok mineral ve elektrolitler de vücuttan atılır. Bu durum enerji düşüklüğü, oksidatif stres ve kirlenme başlatır. Bu enerji düşüklüğü de hastalıklara davetiye çıkarır.
    İçilen bir bardak suya 2 - 3 damla Mineral ilavesi kaybedilen mineral ve elektrolitlerin alımını sağlar. Oksidasyonu yani paslanmayı önler, mitokondriyal enerjiyi arttırır.
    Günde en az 2 – 2,5 litre (10 – 14 su bardağı) su tüketmeniz önemlidir.
    Kimi bitki ve besinler vardır ki, bir araya geldiklerinde tek başlarına sağladıkları fayda / faydalardan çok daha fazlasını sunarlar.
    Censiyan, hazanbel, melekotu, safran, mukul, zencefil, zerdeçal, çam sakızı, sarısabır, lavanta, mürsafi, ravend çini, deve dikeni, üzerlik, sinameki, tarçın, kakule, kafur, çakşır kökü, kantaron, besbase, amber, keçiboynuzu, çakşıreğir kökü, çoban çantası, çoban çökerten, mersin yaprağı, karabaş, polen, ısırgan, propolis, zeytin yaprağı, civan perçemi, pelin, altın otu, böğürtlen kökü, ekinezya, kırkkilit, lavanta, rezene, anason bitki ve besinleri bunlardandır.
    Sözkonusu bitki ve besinler,
    • Baş ağrısını hızlı bir şekilde geçirilmesinde,
    • Egzama ya da farklı bir nedenle vücutta oluşan yaraların iyileşme sürecini hızlandırılmasında,
    • Diş ağrılarının ve çürük nedeniyle oluşan sızlamaların azalmasında hatta kısa sürede tamamen geçilmesinde,
    • Mide ağrılarının ve şişkinliğin giderilmesinde,
    • Kabızlığın giderilmesinde, bağırsak hareketlerinin düzenli hale getirilmesinde ve bu özelliği sayesinde gaz sancılarının hafifletilmesinde,
    • Ağız içinde oluşan aft gibi yaraların hızla kapanmasında,
    • İştahın açılmasında,
    • Ciltte oluşan tüm çatlakların iyileşme sürecinde,
    • Sivrisinek ve böcek ısırıkları nedeniyle oluşan kaşıntı ve kızarmaların, hatta şişkinliklerin önüne geçilmesinde,
    • El ve ayaklarda oluşan nasırın daha hızlı bir şekilde yok edilmesinde,
    • Grip, nezle gibi durumlarda oluşan boğaz yanması, kaşıntısı, burun akıntısı gibi sorunların üstesinden gelinmesinde,
    • Kuru öksürüğün hızla geçirilmesinde,
    • Sivilcelerin tedavisinde yardımcı / destek olurlar.
    KAYNAKLAR / REFERANSLAR
    1. https://www.gidahatti.com/sar-censiyan-gentiana-lutea-l-ac-lar-n-kral-28368/
    2. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/21678234
    3. https://www.alternatifterapi.com/icerik/hazanbel
    4. http://www.doktorbitki.com/sifali-bitkiler/kafur.aspx
    5. http://www.bitkiselyag.org/kafur-agaci-cinnamomum-camphora/
    6. http://hthayat.haberturk.com/saglik/organik/haber/1057692-kakule-nedir-faydalari-nelerdir
    7. https://www.alternatifterapi.com/icerik/melekotu
    8. http://www.indo-world.com/commiphora_mukul_extracts/commiphora_mukul_extracts.htm
    9. https://en.wikipedia.org/w/index.php?title=Rheum_palmatum&oldid=836693322
    10. https://yemek.com/safran-nedir-faydalari-nelerdir/
    11. https://arifoglu.com/bitki/sinameki/104/
    12. http://www.ebitki.com/index.php?hq=Cinnamomum%20zeylanicum&gr=Latince
    13. http://www.biomedcentral.com/1472-6882/13/275/prepub
    14. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3854496/
    15. http://www.bitkiselyag.org/zencefil-zingiber-officinale/
    16. http://www.bitkirehberi.net/curcuma-longa-zerdecal
    17. https://translate.google.com.tr/translate?hl=tr&sl=en&u=http://powo.science.kew.org/taxon/u rn:lsid:ipni.org:names:796451-1&prev=search
    18. https://arifoglu.com/bitki/bogurtlen-koku/20/
    19. https://www.sifalibitkitedavisi.com/keciboynuzu-faydalari-nelerdir.html
    20. https://www.google.com.tr/search?q=ke%C3%A7iboynuzu&oq=ke%C3%A7iboynuzu&aqs=chro me..69i57.795508j0j7&sourceid=chrome&ie=UTF-8
    21. https://www.alternatiftip.com.tr/amberbaris-berbentze-berberis-vulgaris.htm/m/
    22. https://www.bilgidoktoru.com/caksir-otu.html
    23. http://bascilbaharat.com/index.php?route=product/product&product_id=93
    1-Yaban mersini
    Amerika Birleşik Devletleri'nde en çok tüketilen meyveler arasındadır. Genel olarak meyveler, yüksek antioksidan kapasiteleri ile bilinen fenolik bileşikler bakımından zengindir. Spesifik olarak, in vitro, in vivo ve birkaç klinik çalışmadan elde edilen kanıtlar, yaban mersini ve aktif bileşenlerinin hem fonksiyonel gıdalar hem de besin takviyeleri olarak etkili anti-kanser ajanları olarak umut vaat ettiğini göstermektedir. Yaban mersini kanser oluşumunu engellediği gösterilen mekanizmalardan bazıları, pro-enflamatuar moleküllerin, oksidatif stresin ve DNA hasarı gibi oksidatif stres ürünlerinin inhibisyonunu, kanser hücresi proliferasyonunun inhibisyonunu ve artmış apoptozu içerir. Bu derleme, yaban mersini kanser önleyici bir meyve olarak destekleyen klinik öncesi ve klinik kanıtlara odaklanacaktır.
  • Yapılan bir çalışmada akut mide ülseri modelinde Centaurium erythraea L'nin (küçük kantaron) ülser ve antioksidan aktiviteleri belirlenmiş ve küçük kantaron (SC) özütünün mide koruyucu etkisinin olumlu olduğu belirlenmiştir.
  • 2-Büyük kırlangıçotu (Chelidonium majus)
    ekstraktının geleneksel Çin tıbbında uzun bir kullanım geçmişi vardır. Genellikle kanser için doğal bir tedavi olarak lanse edilen daha büyük kırlangıçotunun astımdan ateroskleroza kadar değişen sağlık sorunlarıyla savaştığı da belirtilmektedir.
  • 3-Hindiba (Cichorium intybus)
    Avrasya'da ve Afrika'nın bazı bölgelerinde tıbbi açıdan önemli bir bitkidir. Bu bitkinin farklı müstahzarları, çeşitli semptom ve rahatsızlıkları tedavi etmek için kullanılır Meyve suyunun rahim kanseri ve tümörler için halk ilacı olduğu söylenir. Avrupa monografisine göre, hindiba köklerinin geleneksel kullanımı, hafif sindirim bozuklukları (karında dolgunluk hissi, şişkinlik ve yavaş sindirim gibi) ve geçici iştahsızlık ile ilgili semptomların giderilmesini içerir. Afganistan'daki savaşlardan önce folklorik raporlar, sulu kök ekstraktlarının sıtma için ışığa duyarlı bir bitki ilacı olarak kullanılmasını tanımladı. Bu yerel bilgi o zamandan beri doğrulanmıştır ve C. intybus köklerinin antimalaryal bileşikleri , ışığa duyarlı seskiterpen laktonlar, laktusin ve lakkopikrin olarak tanımlanmıştır . Hindiba bitkisinin çiçekleri ( Cichorii flos) tonik ve iştah uyarıcı gibi gündelik rahatsızlıkların bitkisel tedavisi ve safra taşı, karaciğer rahatsızlıkları, gastroenterit, sinüs problemleri, kesikler ve morlukların tedavisi olarak kullanılmaktadır.
  • 4-Yapılan bir klinik çalışmada insülin tipi fruktanlar içeren kavrulmuş hindiba (Cichorium intybus L.)
    kökünden (hindiba kökü ekstresi) elde edilen ekstraktın, antihiperglisemik ve antidislipidemik etkiler ve bağırsak hareketinin iyileştirilmesi gibi olumlu etkilere sahip olduğu tespit edilmiştir.
  • 5-Devedikeni
    şifalı bitkiler ve doktorlar tarafından, yağlı karaciğer hastalığı, hepatit, siroz dahil olmak üzere çok çeşitli karaciğer patolojilerini tedavi etmek ve karaciğeri çevresel toksinlerden korumak için yüzlerce yıldır kullanılmaktadır. Bugün milyonlarca insan, sağlıklı karaciğer fonksiyonunu desteklemek için deve dikeni tüketiyor. Deve dikeni, hepatoprotektif özelliklerini üç ana mekanizma ile gösterir: a) bir antioksidan olarak hizmet eder, b) bir anti-inflamatuar ve c) bir antifibrotik madde olarak.
  • 6-Silybum marianum veya devedikeni (MT)
    karaciğer hastalığının tedavisinde en iyi araştırılmış bitkidir. MT'nin aktif kompleksi, bitkinin tohumlarından elde edilen lipofilik bir özüdür ve topluca silimarin olarak bilinen üç izomer flavonolignandan (silbin, silydianin ve silisristin) oluşur. Silimarin, serbest radikal üretimini ve lipid peroksidasyonunu azaltarak bir antioksidan görevi görür, antifibrotik aktiviteye sahiptir ve toksinlerin hepatosit hücre zarı reseptörlerine bağlanmasını inhibe ederek bir toksin blokaj ajanı görevi görebilir. Hayvanlarda silimarin, asetaminofen, karbon tetraklorür, radyasyonun neden olduğu karaciğer hasarını azaltır. Aşırı demir yükü, fenilhidrazin, alkol, soğuk iskemi ve Amanita phalloides. Silimarin, alkolik karaciğer hastalığı, akut ve kronik viral hepatit ve toksin kaynaklı karaciğer hastalıklarını tedavi etmek için kullanılmıştır.
    1. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/12323088/
    2. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/22935321/
    3. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/10995120/
    4. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/29285736/
    5. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/23387969/
    6. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/21415093/
    7. Zielińska S, Jezierska-Domabr>radzka A, Wójciak-Kosior M, Sowa I, Junka A, Matkowski AM. Greater Celandine's Ups and Downs-21 Yüzyıllık Chelidonium majus Tıbbi Kullanımları Günümüz Farmakolojisi Açısından . Ön Pharmacol . 2018; 9: 299. doi: 10.3389 / fphar.2018.00299
    8. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3860133/
    9. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/26151029/
    10. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK541075/
    11. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/20564545/
  • ÜRÜNLERİMİZ

    İLETİŞİM